Read Iron Earth, Copper Sky by Yaşar Kemal Online

iron-earth-copper-sky

After a particularly bad season, a group of poor cotton-pickers are unable to pay their creditor, shopkeeper Adil Effendi. Overwhelmed with shame and guilt, they wait in terror for Adil to come and demand retribution. But when he inexplicably fails to appear, Adil begins to represent an irrational and tyrannical force, growing in their minds until they become sick with appAfter a particularly bad season, a group of poor cotton-pickers are unable to pay their creditor, shopkeeper Adil Effendi. Overwhelmed with shame and guilt, they wait in terror for Adil to come and demand retribution. But when he inexplicably fails to appear, Adil begins to represent an irrational and tyrannical force, growing in their minds until they become sick with apprehension and obsessed with the terrible disaster that is sure to come upon them.In their despair they turn to Tashbash, a brave, decent and loyal man, investing him with virtue, grace and miraculous power. But the cotton-pickers have no idea of the effect of their idolatry on Tashbash, with his innocent doubts and mental torment, until his fate finally befalls him and the novel draws to its apposite close. Written with deep compassion and lyrical beauty, this is a novel alive with the acute observation of human nature....

Title : Iron Earth, Copper Sky
Author :
Rating :
ISBN : 9781860461057
Format Type : Paperback
Number of Pages : 288 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Iron Earth, Copper Sky Reviews

  • tyranus
    2019-01-30 15:29

    ** Çukurovadan yeteri kadar pamuk toplayamadıkları için dara düşen köylüler, kendileri gibi yoksul ve çaresiz birini, ermiş mertebesine çıkarıp ona sığınmaya, ondan medet ummaya başlarlar. Lakin garip bir durum vardır ortada; ermişte gördüklerini iddaa ettikleri mucizeleri, gariban ermiş köylü tüm aramalarına rağmen kendinde bulamamaktadır; ne köylülerin iddia ettikleri gibi başının üzerindeki yedi ışık ne de arkasından gelen koca dağ. ** Köşeye sıkışan, başkaca da umudu olmayanların bir efsane yaratıp ona sığınma hikayesidir. İyi okumalar...

  • Agir(آگِر)
    2019-01-23 19:29

    زمین آهن است و آسمان مس جلد دوم کتاب آنسوی کوهستان استچوكورووا-به تركي بمعنی دره گود- سرزمینی است که بیشتر داستان های یاشار کمال در آن می گذرند اطلاعاتی از اینترنت درمورد چوکورووا چوکوروا نام منطقه‌ای است در جنوب باختری ترکیه و دربرگیرندهٔ استان‌های مرسین، عثمانیه و ختای.چوکوروا کنونی منطبق با سرزمین تاریخی کیلیکیه است نام کیلیکیه‌ای‌ها در نوشته‌های آشوری به گونهٔ خیلیک‌کو آمده و در آغاز هزاره یکم پیش از میلاد یکی از چهار قدرت آسیای باختری بوده‌اند این سرزمین را ارمنستان کوچک نیز خوانده‌انددر این جلد، افسانه های زیبا و عشقبازی حسنه و رجب و آخرین حرف های تاش باش اوغلو به دهاتی ها و ...زیبای خاصی به داستان داده اندنکته ای که اضافه کنم:صحنه های جنسی کتاب های یاشار کمال، بیشتر حال و هوای عاشقانه دارند تا هوس آلود. و بر زیبایی داستان می افزایند:اما داستانهمه زندگي اين مردم فقير ترکمن از پول فروش پنبه چيني بدست مي آيد ودر آخر به قصبه مي روند و از عادل افندي جنس هايي با 5 برابر قيمت واقعیشان مي خرند ولي اين بار دير به پنبه چيني رسیده اند و نمي توانند بروند چيزي براي زمستانشان بخرند،چون قرض پارسالشان به عادل افندي را پرداخت نکرده انداز یکطرف دهاتی از عادل افندی می ترسند که بیاید و قرضش را بخواهداز طرف دیگر اربابان و عادل افندي ترسيده اند،در دهكده اي که ارباب به ناموس زنان تجاوز كرده بود،روزی زنان دِه صبرشان تمام می شود و با سنگ دنبال ارباب می افتند و تکه تكه اش کرده بودنديكي از اصليترين حرفهايي كه ياشار كمال در بيشتر كتاب هایش مي گويد: اگر باهم متحد باشيم و هر قدر هم تك تك مان ضعيف باشیم، هيچ قدرتی ياراي مقابله با ما را نخواهد داشت فقط باید ایمان داشت. یاشار کمال میداند که افسانه ها و داستان ها هستند که به مردم ایمان می دهند:جملاتی از کتاباگر اين مزارع لم يزرع بشوند مردم چيكار خواهند كرد؟آيا از گرسنگي خواهند مرد؟؟؟ وقتي "كَل عاشيق" آواز هايش را به كُردي مي خواند.به كُردي مي خواند اما ترك و فارس و روس و انگليسي هم آنرا مي فهميدشاعري كرد مي سراید:انگار ظلمتي صد ساله همه جارو فراگرفته است........عاشیق: عارف و نغمه سرای سیاری است که ساز می‌نوازد و آواز می‌خواند

  • oguz kaan
    2019-02-03 11:16

    İlk kitabın çektiğinden muzdaripti. Uzun paragraflarla, olmasa da olur denilebilecek cümlelerle doluydu. Yoksa hikaye harika.

  • Benan
    2019-02-18 11:20

    Onlarca masal anlatan mitolojik bir roman. Bu romanı okuyunca, düş gücümüzün dış güçlerce nasıl katledildiğini daha iyi anlıyor insan. Çoğu zaman dışarıda, burnumuzun dibinde olup da fark edemediğimiz taş, toprak, çiçek, böcek nasıl da apaçık görünür oluyor, bu romanı okuduğumuz ufacık odamızda. Doğa, yeryüzü çok güzel betimlemelerle capcanlı gözümüzün önüne serilirken, Anadolu insanının çilelerini ve çaresizlikten doğan kurnazlıklarını kalbimizde, beynimizde ölçüp, biçip tartıyoruz. Sık sık tekrarlanıp duran aynı betimlemeler okuyucu biraz usandırsa da, roman, insan psikolojisine merak uyandırmayı çok iyi beceriyor : korku, çaresizlik, kurnazlık, kendini kandırma, kendi yalanına inanma, düşlere sığınma.Çaresizlik midir salt düşleri besleyen? Ya günümüz insanının düşsüzlük çaresizliği?Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine ve İsmet Paşa’ya ince ince dokundurması da dikkat çekici bir öğe olarak öne çıkıyor.Özellikle betimlemelerde yer yer yoğun bir şekilde kullanılan yöresel dil okuyucunun söz dağarcığını zenginleştiriyor. Kara mizah da içeren romanda en sevdiğim hikaye Koca Halil’in hikayesi En sevdiğim betimleme : “Bu karanlık, taş gibi, duvar gibi, çelik gibi bir karanlık. Dünya kurulduğundan berinin karanlığını bir araya yığıp, bu geceye vermişler. “En sevdiğim imgeler : Gece, karanlık, ateş, yel, boranEn sevdiğim karakterler : Hasan, Taşbaşoğlu, Koca Halil, MeryemceBu kitabın filmini de görmek istiyorum. En çok da betimlemelerin nasıl canlandırıldığını merak ediyorum.

  • Shutterbug_iconium
    2019-02-12 14:11

    Goodreads quotes' a eklediğim aişağıdaki alıntı aslında Dağın Öte Yüzü üçlemesinin ikinci kitabının özeti gibi.“Tam ocaklığın alnında, orta yerinde de büyük bir Mustafa Kemal resmi asılıydı. Başında kalpak vardı. Kaşları kalkıktı. Yüzüne inceden, alay eden bir hal takınmıştı.Taşbaşoğlu ona baktıkça, içinden bir hoş, acımaya benzer bir duygu geçiyordu.Ona göre Mustafa Kemal iyi adamdı, hem de babayiğit bir kişiydi. Azıcık da alaycı. Bu neden böyleydi? Çok çalışmıştı. Varını yoğunu bu millete vermişti. Hocalar ona karşı koymuşlar, millete gavur diye ilanat vermişlerdi. Çok şey yapmış, çok engeli aşmış... Ama bir eksik yönü vardı, bir yapamadığı işi vardı. Üstesinden gelemediği... Yoksa bir insan böyle inceden inceye oturup da dünyaya gülmezdi. ”"Yer Demir Gök Bakır" deyimi, "hiçbir yerden yardım görme umudu ve olanağı olmayan, nereye ve kime başvurulursa vurulsun ele bir şeyin geçmediği ve bütün yardım kapılarının kapalı olduğu durumları" anlatmak için kullanılan bir deyimmiş. Ortadirek'te doğaya ve ağaya yenilen köylü bu kez kullanılmaya müsait inançlarına,efsanelere ve köylünün safiyane duygularını sömürmeye hazır muhtara yenilmek üzereyken köylünün, köyün belki aklı başında tek adamını Taşbaş'ı ermiş bir meczup ilan etmesi ne ironiktir.Romanda devleti temsil eden demokrat partili muhtarın olabildiğine simsar, deverim Türkiyesini temsil eden yüzbaşının belki çok makul olan ama gene de köylü düzeyine ulaşmayan devrimleri sopayla da olsa kabul ettirmeye çalışması Yaşar Kemal'in en güzel sistem eleştirilerinden biri belki de...Üçlemenin ilki alabildiğine gerçekken ikincisinin de oldukça fantastik olması köylünün umarsızlığının devamı n'olcak diye merak edenleri tatmin etmeyebilir ama devrimleri bir türlü benimseyemeyen Türk köylüsünün kahramanla otorite sembolü arasında kalırken sürekli olarak istikbalinin değil menfaatinin gittiği yönü tercih etmesinin adına yeni denilen günümüz Türkiyesine de ışık tuttuğunu düşünüyorum. Bu romanı filme uyarlayan Zülfü Livaneli'ye de, Taşbaş rolüyle ilk sinema deneyiminde harika bir iş çıkaran Rutkay Aziz'e de şapa çıkarıyorum.

  • Rıdvan
    2019-01-22 17:11

    Evet bir önceki kitaba kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatırlarsanız bir önceki kitapta koca Halil'in lafıyla millet köyü terkedip Çukurova'ya gitmiş ve hiç bir şey bulamamıştı. Olan Uzun Ali ve ailesine olmuştu. Bu kitabın başında öğreniyoruzki köylünün hışmından korkan ve utanan Halil kaçmış sırra kadem basmış, kendini dağlara vurmuş. Bu sefer kahramanımız şerefsiz Muhtar Sefer. Köylünün en çok korktuğu adam Adana'dan her an gelmesi beklenen Adil. Bütün köylü Adil'e borçlu. Ve koca Halil'in yüzünden bütün pamuk hayalleride suya düşmüş bu sene. Adil her an gelebilir ve köylünün "karılarının donuna kadar herşeyi alıp gidebilir."Sefer'se bu korku sayesinde köylüyü kullanıyor, yönlendiriyor. Adil'in köydeki en büyük dostu Sefer. Ancak bir Taşbaşoğlu var. Sefer'e zerre saygı duymuyor. Hiç sallamıyor Sefer'i. Sefer ise ona boyun eyedirmek için yapmadığını bırakmıyor. Bir gece çarşaflara sarınıp kadın kılığında adamın evine gidio onu öldürmeye bile çalışıyor. Ama ne yaptıysa bir türlü olmuyor. Taşbaş'ı yakalayamıyor. Aksine tüm bu olayların sonunda cahil köylü Taşbaşı ermiş ilan ediyor, iyi mi?Taşbaş hiç oralı değil. Herkese anlatıyor bıkmadan usanmadan, köylüyü meydanda topluyor gene anlatıyor. "Ermiş değilim" diyor. Ama ne yapsa köylü mucizeye, ermişliğe yoruyor. "Hiç ermiş adam ben ermişim der mi?"İşin garibi gel zaman git zaman köyün aydını Taşbaş kendide inanıyor ermiş olduğuna. Başlıyor hastaları fakirleri okumaya.Adil'se bu kitapta nedeninin anlamasakta gelmiyor köye. "Sefer'e söyleyin o anlar neden gelemeyeceğimi bu sene" diyor. Sefer'se "kulun kölen olayım Adil Ağa geliver şu köye" diye yalvarıyor. Bunuda anlamıyoruz neden böyle.Yaşar Kemal Muhteşem biri.

  • Olcay Genç
    2019-02-18 11:06

    "Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına..." - Aylak Adam Yalak köyü insanlarının, Adil Efendi ve yokluk karşısında sığındığı dayanağı anlatıyor roman.

  • Jim Fonseca
    2019-01-24 12:23

    This novel, the middle work of a trilogy, is set in early 1900's in central Turkey where the author was born in 1922. You don't normally think of harsh winters in this region but the entire novel is set against a background of raging blizzards where folks disappear into the drifts and aren't found until the spring thaw. These are dirt-poor peasant farmers living in dirt-floored hovels alongside their animals and relying on animal body heat to keep them warm. The lives of women in this Moslem culture are particularly harsh. The peasants did not pick enough cotton last season to pay their rent and the thought of the landlord coming from a neighboring village to seek retribution keeps the villagers terrorized all winter long. Does this sound like an allegory? As is often the case in such destitute circumstances, the people need a messiah and sure enough, they find one in their village. I`m reminded of Rebellion in the Backlands (Os Sertoes ), the Brazilian historical novel by da Cunha, where similarly destitute folks in northeastern Brazil create a messianic movement that is crushed by the government. But this fellow is a reluctant messiah and he resists his role to comic length. A lot of local color even though most of it is wintry white. The author of this beautiful writing is a classic Turkish writer, the Orhan Pamuk of an earlier generation.

  • Hülya Midilli Meier
    2019-02-11 14:12

    Kendi aralarında bir mit yaratarak, efsane dünyasında yaşayan çaresiz yoksul bir köy halkının hikayesi…“ Köyün üstünü sanki bir toz bulutu örtmüş. Gök duru, dünya aydınlık, karlara güneş vurmuş. Bir tek leke yok ortalıkta. Her şey , insanların bedenleri, hilim hilim, paçavra giyitleri bile bu aydınlıkta bir iyice yunmuş, arınmış. Ama gene de köyün üstünde bir toz bulutu, ağır toz fırtınası varmış gibi geliyor insanlara.”

  • Kelly
    2019-01-22 16:15

    This book starts out really slowly, reading like a simple folktale. If you stick with it, the village comes to life, the characters deepen, and you become invested in knowing how the Anatolian villagers will overcome those who would extort their meager harvest.

  • Mehmet
    2019-01-24 17:18

    şiirsel bir roman anlayışına sahip en güçlü Türk kalemlerinden biridir Yaşar Kemal. onun kitaplarını okumak Türkçe ile yıkanmaya benziyor biraz. yıllar öncesinde okuduğum Ortadirek'ten sonra aynı karakterleri yeniden canlandırmak ve daha güçlü bir hikaye içinde okumak büyük keyif verdi.

  • Zeren
    2019-02-15 18:31

    Anadolu'nun en güzel masalcısı Toros Dağları köylülerinin masalını anlatmaya devam ediyor. Lafta değil, gerçek bir masal. Hayatta kalabilmek, ümit edebilmek için ermiş efsanelerine ihtiyaç duyan köylülerin, insanımızın hikayesi...

  • عائشة
    2019-02-13 17:14

    من أجمل السرد.. قصة تختطفك إلى قرية تركية نائية لتسترق النظر في كل بيت على حدة و تصبح جارهم الجديد.. رائعة

  • Akile
    2019-01-28 19:16

    4,5 yıldız. Olay örüntüsü ilk kitaba göre daha yoğundu. Çok keyif alarak okunuyor. Öneririm mutlaka

  • Onur Tuna
    2019-02-08 16:15

    Iron Earth!!!!!Copper Skyyyy!!