Read Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku by İlhami Algör Online

fakat-mzeyyen-bu-derin-bir-tutku

Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecBöyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine....

Title : Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Author :
Rating :
ISBN : 9758457136
Format Type : Paperback
Number of Pages : 73 Pages
Status : Available For Download
Last checked : 21 Minutes ago!

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku Reviews

  • Neşe
    2018-12-12 08:03

    İncecik kitap uzun süre elimde süründü. Farklı olacağım diye manasızca ağdalı ve argo bir dil kullanan yazar, bana en ufak bir duygu bile aktaramadı. Yazık olmuş...

  • Selin
    2018-12-04 14:12

    Bu kitaba dair her şeyden nefret ettim. Özellikle üslubundan ve kullandığı cinsiyetçi ifadelerden...

  • Filiz
    2018-11-26 11:03

    Nedense okurken çok sinirlendim.Ozenti, yapmacik, lafebeligi yapan bir yazar hissettim karsimda,bence kitabın tek guzel yani ismi. Yani Sadri Alisik'a hergele demek ya DA Muzeyyen'in kucuk kizina "ozledim orospuyu" demek çok basit, yerlerde bir tarz...Yine de benim goremedigim çok sey olabilecegi konusunda DA acik kapi birakmak isterim kitap hakkindaki yorumlara bakinca...Ancak hala ulkemizde bazi seylerin populer kultur baglaminda sisirilip reklam edilip abartilip servis edildigini ve insanlarin DA bu seylerin icinin anlatildigi gibi olmadigini gorseler bile yok canim benim anlamadigim bir seyler var, benim kulturum yetmiyor ama caktirmayayim gudusuyle bu sisirmeye katkida bulunacak yorumlar yaptiklari kanisindayim.UST kulture AIT olmaya can atan bizler:((

  • ilknur a.k.a. iko ◬
    2018-11-30 07:01

    .Bişi sorcam şimdi. Hiç sıradan bir günde, sıradan bir zamanda, sıradan bir mekanda, spontane veya estantene dilimlerde, herhangi bir ruh halindeyken kendi kendine düşündüklerinizi düşündünüz mü? Hayat, siyaset, şarkılar, saçma diyalektikler, sebep-sonuçlar, geçmiş ile gelecek, Leyla ile Romeo, 3. kattaki dairenin balkonun renginin neden yeşil olduğu, acaba yeteri kadar ağlarsan tavandaki ısrarla düşen çerçeveden kalma çivi deliğinden buharlaşıp geçerek yok olup olamayacağınızı fln. Düşünmediyseniz burayı terk edin keza pek gamsız bir insanmışsınız; ha düşünmüşseniz peki, ne dersiniz, ‘ulan ne saçmalıyorum’ mu ‘amaan’ mı ‘yazsam mı bak güzel laf ettim he’ mi?Kitap bunların toplamı gibi bir şey. Arada da bahsettiğim sıradanlığı anlatıyor, gerçi mevzu biraz daha derin ama olsun.Mesela şöyle de düşünebilirsiniz, bindiniz metroya arkadaşınızla buluşacaksınız, metrodayken sıradaki şarkı geç girdiğinde veya göze gelen biri bindiğinde, buluştunuz eleman kalktı bi tuvalete gittiğindeki o tanımsız kesintide zihninizden geçen bir şey, herhangi bir şey, et, kemik ve zihinden oluşan her insanın düşünebileceği en saçma veya mantıklı şeyler. Hani sırala sırala bitmeyen, ve, ile, ki kullanarak bitmeyen şeyler. Ya da hiç varsanı olmayan bir vansanı yaşamadınız mı, böyle ‘ne oluyor’ dedirten saniyelik bir deneysel film fln.Adamı hatunu terk etmiş, eyvallah da size bi bunu anlatmıyor, aslında mevzu o da değil, bence mevzu da yok, adam saçmalasa da saçmaladığını düşünmemiş, amaan da dememiş, almış eline kalemini yazmış işte. Eğer ilk dediğim üzerine okursanız tam bir ‘ya bu ne aq’ diyebilme ihtimaliniz yüksek ki ben de o pencereden bakınca tam da böyle bağırasım geliyor sokağa doğru. Onun yerine, iç düşüncenin kaotik, ısrarcı ve dengesiz bir anlatısı demeyi tercih ediyorum.Karı kız mevzusuna çok girmiceniz yani. Ayrılıktan değil ayrılığın sözlüğünden haber verin.Bana ağdalı, abartılı, zormala, kasma, kasıntı gelmedi, ki nefret ederim bu anlatılardan ben. Ancak okuması zor kesinlikle ama yine fakat diyerek böleceğim, bir oturuşta okudum ben. Çünkü ben de böyle yazıyorum ehehe dermişim, de, ama, ey okuyucu, dön şu yoruma bi bak, kısa k e s e m i y o r u m. Kısa kesilmemesini de seviyorum, ‘anlat abi dinliyorum ben’.Gelmedi işte ne bileyim, bu dile blog köşelerinde ve dalgaya alsam da kendimden alışkanlığım olduğu için belki de. Başka zaman okusam gömerdim belki, diyorum çünkü var o potansiyel.Çünkü herkes zweig gibi ‘mükemmel tahliller bro’ dedirtmek zorunda değil. Herkes sade, uslu, derli toplu anlatmak mecburiyetinde değil psikoanalizleri. Dostoyevski’nin yeraltı adamı mı herkes? Dostocuğuma göre zweig zibidinin teki bence, karşılaştırırsan.(Ay silicektim, silmiyorum bu cümleyi, saat 04:03 şu an, kolalı lolipop yiyorum.)Özellikle ‘bir resim geldi’ ile başlayan hikayemsiler, resmen işkembe çorbasına döktüğün sarımsak-sirke yani. Öff anam öf.Ana karakter ise tam bir “anti-hero”. Yani en sevdiğimden.“Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.” cümlesi yüreciğimden vurmuş olsa da aklıma Aylak Adam’ı getirmedi değil.Şöyle bir ifade var kitapta, kitabı çıkmamış yazarımız söylüyor: "Hikayemin başka hikayelere benzemesi ağırıma gidiyordu.", kitap, bunun manifestosu gibi, ki, yazarın ilk kitabı.“Evi yak. Yak ve git.”“Ayna. Ayıp olmuyor mu ayna?”SAYFA 34’Ü BURAYA KOMPLE ATASIM VAR!Filmi Erdal Beşikçioğlu fetişim yüzünden izledim sinemada, şunu diyebilirim, bir uyarlama değil esinlenme. Ona göre izleyin. Kurgunun alakası yok kitapla.“Müzeyyen midem yanıyor.”xoxoiko

  • M.
    2018-11-21 07:06

    Doğrusu çok popüler bir kitap haline gelmiş olduğu için bir ölçü antipatiyle yaklaştığımı inkar edemem ama sevmedim; kullandığı dil fazla abartılı ve popüler figürlerle işlenmiş. 40. sayfadaki "nefesimi bıraktım" ile başlayan paragraf gibi; göze hoş gelen ama okurun kafasında oluşan akışa zarar verdiğini düşündüğüm bölümler var ki bunlara benzer anlatımları çocukluğumda Mustafa Necati Sepetcioglu'nda da görmüştüm ve onda da sıkılmıştım.

  • Ksenia Ada Tanyeli
    2018-12-09 13:57

    Sıradan çekiciliğini kaybetmeden, içselleştirerek okuyucuyla bütünleşen bir anlatım beklentisiyle okumaya başlamıştım. Ancak, ufak ayrıntılarda yakalayabildiğim 'samimiyet' dışında, beni hikayeden koparan bir anlatımla karşılaştım.Okumaya başlayacaksanız, fazla büyük beklentilere kapılmamakta fayda var. Zira, hikayenin anlatılışına kapılmanız için ya İlhami Algör okuyucusu olmanız gerekiyor ya da onun sizin yazarınız. Aksi taktirde insan son sayfayı çevirirken,"Daha fazla çay içmek istemiyorum" derken buluyor kendini.

  • booksofAhu
    2018-12-15 14:55

    roman değil de uzun bir ayrılık hikayesi..bir adamın iç sesleri, bol bol sözcük oyunu.s20" Herif rüzgarı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı."" Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi.s21" Çıt " noktasına kadar hikayede üçüncü şahıs yoktu. Haklıydı. Tarzan ormanı dolaşıyor, gece yarısı Ceyn'e geliyordu.edit: filmini kitaba göre çok beğendim, tavsiye ederim http://www.imdb.com/title/tt4178986/?...

  • Öyküw
    2018-11-19 08:04

    Bu kitaptan filme uyarlandığı zaman haberim olmuştu. Merakla aldım ama sonuç hayal kırıklığı oldu. Kitabı, yazarın üslubunu tek kelimeyle anlat deseniz 'çabalı' derim. Fazla çabalı bir kitap. O uzun uzadıya cümleler, farklı olması için çabalanmış betimlemeler... Twitter'daki ucuz aforizmaları, tespitleri toplayıp kitap yapmışlar gibi. 58 sayfalık kitap elimde günlerce süründü, sevemedim maalesef.

  • Büşra
    2018-12-08 11:08

    Ne güzelsin ey minik kitap.

  • Yasemin Şahin
    2018-12-07 08:55

    Bazı adamlar vardır neyse odur. saklamaz, gizlemez, farklı görünmeye çalışmaz cidden öyledir. Onun öyle olduğunu bilirsin -de işte sana davranışının aynı kalmayacağını düşünürsün. O adamın bir şey aradığını ve o aradığının da senmişsin gibi davrandığını sanıyorsundur. Bu sanrı ilişki boyunca sürer ve bir gün iyi bir gün kötü gelip geçer. Süreklilik o adamın kendisinin esas aldığı bir şey olmadığı için ruh hali git geller yaşamaktadır. Kendini o üç beş güzel anıyla aylarını geçirmiş bulursun. Onun için daha iyi ya da daha kötü olmasının bir anlamı yoktur. Bu başından beri böyledir de sen inanmamakta direnirsin. İlişkinin odak noktası olmak onun sanki hiç de müdahale etmediği bir şeymişcesine ortada durur. Niye bunları yazdım? Aslında kitabı yazmadım ama işte bunları yazdım.

  • Umit
    2018-12-06 12:53

    Kitabin yazilis tarzi ve üslubunu hic sevmedim, 60 sayfa degilde-daha kalin bir kitap olsaydi yarida birakirdim zaten.

  • Gizem
    2018-11-26 11:07

    Edebi bir metin olmaktan çok uzak,haddinden fazla seksist.Sevmedim,sevemedim.Belki sinema uyarlaması kadrosu itibariyle daha fazla yıldızı hak edebilir.İlk defa bir kitap için aklımda yer eden,en sevdiğim satırlarını değil en nefret ettiğim satırlarını yazıyorum:“Vakit geçti.Esnaflar Kıraathanesi’nin televizyonunda,Tütüncü Roza göğüsleri ile bir kadın şarkıcı,ağır sahra topları gibi geçti.Geyik bakışlı iki turist ve boya sarışını bir fıstık geçti.Delikanlılar tek topuk üstünde kıza dönüp,su altı senkronize yüzücü vaziyeti alıp şarkıya geçtiler:”Kız hepsi senin mi?” Boya sarışını fıstık, ”Misafir ol gel bana,börekler açayım sana” edasıyla,hafif şıkıdım geçti.Görmüş geçirmiş,hayatın sırrına ermiş kadın sesli bir kız çocuğu,bakışı çakal bir taksicinin kaset çalarında geçti:”Bana her şey seni hatırlatıyor.”“Ulan cik cik,mazin ne senin?” dedim içimden.Bacak kadar kız,milletin baş tacı idi.Millette bu taçlardan çok vardı.Taç üstüne taç koyan,taç düşkünüydük.”

  • huzeyfe
    2018-11-28 06:50

    Bir ayrilik hikayesi... Icinde bolca ayrilik var. Sadece ayrilik var, hep ayrilik var.Cok guzel ifadeler ve sozcuk oyunlariyla bezenmis huzunlu bir ayrilik hikayesi. Anlatimi cok begendim. Zaman zaman kopmasa ve cogu yerde ifadeler daha derli toplu dursa, hazir alinmis bir takim elbiseden ziyade usta bir terzi tarafindan hassaten dikilmis bir takim gibi tam otursa hikayaye rahatlikla 5 yildiz alabilecek bir kitap.Ucleme halindeymis. Ikinci ve ucuncu kitabi da mutlaka okuyacagim.Bir ayrilik hikayesi oldugunu soylemistim degil mi?

  • Kurtlu
    2018-12-04 09:57

    sanırım derbeder türk romanları, öyküleri okumaktan hoşlanıyorum. aynı stilde yazılmış amerikan loser hikayeleri bana her zaman fazla konuşkan gelmiştir. bizdekilerin duygusal derinliği, araya saçılmış kültürel bilgi kırıntıları, okkalı kahveler, iyi demli çaylar bulunmaz onlarda. müzeyyen de böyle incelikli bi novella. sabah kitabı okuyup, akşam filmini izledim. bi kitabı senaryolaştırmak zor iş tabii, küçümsemiyorum. ama kitabın sonunun filme göre çok daha şık olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. kitap ne kadar bizse film o kadar amerikalı olmuş.

  • Mustafa Aiglon
    2018-11-28 08:52

    Kafası yeter bir eser. Akıyor mu? Akıyor. Hakkaten Sadri Alışık ne ağlardı filmlerinde. Küçükken gülerdik de şimdi biz de ağlıyoruz. Her tutku biraz tek yönlü ve sapıkçadır üstelik. Toparlayamadım :(

  • Uğur Kılınç
    2018-11-28 13:57

    Yeraltı edebiyatının büyük bir hayranı değilim ancak nedense şu ana dek türün elime düşen örneklerinin çoğunu beğendim. Bu da o kitaplardan biri oldu. Anlatıya eşlik eden çizimlerin gözden kaçırılmaması gerekiyor, çok güzeller.

  • Murat G.
    2018-11-19 12:48

    İş dönüşü serviste okudum kısa kitap diye. Keşke müzik dinleseymişim :)

  • Burçak Kılıç Sultanoğlu
    2018-11-29 08:42

    Adına aldanıp okuyayım dedim ama hiç beğenmedim..Yeraltı edebiyatı yapayım.. felsefik cümleler kurayım derken iyice çorba etmiş yazar kitabı.Tuhaf bir karakterin saçmalayıp durması şeklinde bir kitap :P

  • a.
    2018-11-15 10:10

    Neden bu kadar popüler olduğunu bir türlü anlayamadığım...

  • B. Han Varli
    2018-12-03 08:58

    kitabını filmi torrent’ten indirirken okudum, bitirdim, öyle ince bir şey. biri kitap için güzel olan tek şey ismi demiş, o kadar değil ama beş üzerinden dört yıldız da değil.yer yer yoran benzetmeler var kitapta: ''Dağıtmaya çalıştığım tarafım, dipte bir yerlerde, sislerin arasına gizlenmiş bir deniz feneri gibi uzak ve basur gibi sinsice, sessiz sedasız çakıp dönüyordu.'' bir deniz feneri gibi uzak ve basur gibi sinsice biraz zorlama olmuş mesela burada. kitapta bunun örneklerini görmek mümkün, çok yoğun anlatımı olsun istenmiş ama pek sağlanamamış gibi bir his var kitabın genelinde.birkaç alıntı yapıyorum kitaptan, altını çizdiğim satırlar şöyle...''Ağır ağır sigara sarmaya koyuldum. Sarma işini uzattığımı fark ettim. Bozmadım kendimi. Bütün dikkatim parmak uçlarımdaydı. Sardığım tütün değildi, kâğıt da değildi. Kendimi, kendimle sarıyor, sarmalıyordum.''''bu devirde herkes en azından iki tane idi. Daha kalabalık olanları da görmüştüm.'''' “Ayna,” dedim, “seni bölük bölük bölerim. ” “Denememeni tavsiye ederim,” dedi, “bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez.” “Ulan,” dedim, “ayna... Seni yüz parça yapar, parçalarını şehrin varoşlarına dağıtırım. Öyle bir yerleştiririm ki parçalarını, ömrün bir araya gelmek için kıçını yırtmakla geçer. Sen parçalarını bir araya getirip kafanı toplarken, şehir alır başını başka bir yere gider, ayvayı yersin.”''''Ve üç kişiyle oynanır. Dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır. Sonra, ‘İkililerden birine, üçüncü biri katılır ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir’i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan.'''' Beni her yoğuruşunda, sırtüstü yatıp karnını açan kedi yavruları gibi, teslim ve mest oluyordum. Birlikte tüy gibi havalanıyor, yükseliyor, oralardan ok gibi inip, zıpkın gibi saplanıyor, çapkın, şakacı, çocuk yunuslar gibi dibe iniyor, dipte yılanbalıklarına dönüşüp kıvrılıyor, sonra toprağı delip, köpüklü dalgalara bakan yamaçlarda rüzgâra çıkıyor, yeşil ve taze, kendimize ve birbirimize dolanıp yükseliyor, dallanıyor, açıyor ve... ve tekrar ve tekrar, yaprak, polen, böcek olarak dökülüyorduk.''arif’in bahsedilen tutkusunun tam olarak özetini yine kitaptan bir alıntı ile yapabilirim son olarak: “Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku”

  • Cangül
    2018-12-03 13:08

    En kasıntı kitap olabilir. Yazar sanki yıllarda kenara not ettiği benzetmeleri 'aha bunu kullanırım' dediği şarkıları filmleri, normal cümlelerden oluşan taslağa yedirmiş. Her cümlede en az bir kompleks yapı var, vıcık vıcık 70 sayfa.

  • Gülhan Güllü
    2018-11-30 11:50

    Aşırı geveze geldi bana adam.

  • Cemre
    2018-12-05 08:06

    Kitap incecik; fakat ben bitirmek için epey zorladım kendimi. Çok zorlama bir anlatımı var İlhami Algör'ün. "Şuraya da şöyle kapalı anlamı olan bir cümle yerleştireyim de bak ne kadar derin" diyormuş gibi hissettirdi zaman zaman. Süslü cümleleri benim inanılmaz bunalttı. Bunun haricinde bazı noktalarda da "kadın"a yakıştırdığı durumlardan rahatsız oldum. Kitabı hiç hiç hiç sevmedim. En iyisi filmini de izlemeyeyim.

  • Semih Eker
    2018-11-22 13:52

    Eserin değişik bir tarzı var, araştırma yaparken de genelde okurlar ya çok beğenmiş ya da çok kötülemiş şeklinde bir gözlemim olmuştu. Edebi olarak çok güzel cümleler olması dışında beni hoşnut eden bir şey olmadı diyebilirim. Aklımda sadece kitabın güzel adı ve kapağı kaldı desem çok abartmış olmam sanırım.

  • Duygu Sevimli Çeltik
    2018-12-05 09:03

    İlhami Algör kelimelerle raks ederken tam anlamıyla şiir gibi bir roman yazmış. Her cümlenin ayrı bir namesi var, şarkı söylercesine okunuyor. Bitmesi ise tarifi imkansız bir sessizlik bırakıyor. Algör'ün kestiği o aylak adam vari racona fena tav oldum. Yolum bir daha bir daha ve bir daha kesişecek.

  • Simge Özçevik
    2018-11-21 06:52

    Sorun bende mi yoksa benim gibi tatmin olmayan, beyni bulanan, olayları bağdaştıramayan başkaları da var mı? Ağdalı anlatımları normalde severim ama bu... Bilemiyorum. Fazla geldi sanırım. Araya biraz zaman koyup tekrar okuyacağım, belki fikirlerim değişir. Yine de çok güzel cümleler, paragraflar vardı ve altları çizildi. O cümlelerin hatırına kötü bir şeyler söylemeye vicdanım el vermiyor. :D

  • Gürcan Öztürk
    2018-12-04 14:46

    İlhami Algör'ün psikolojik dünyasından bir kadın ve bir erkek. Hangisi hayal hangisi gerçek anlamak güç, ama okumak müthiş keyifli. 70'li yıllardan bir Yeşilçam filmi senaryosu tadında kısa ve sımsıcak bir metin.

  • Esra Nazenin
    2018-11-23 07:48

    Birde filmini izleyelim

  • Yazgı
    2018-12-02 15:12

    4,5

  • Münevver
    2018-11-18 10:09

    Diğeri kitaba başlamayı bırakın bunu zor bitirdim... Erken kalkmanın hayatıma bu kadar müdahale etmemesini dilerdim gerçekten...Kitap ise, okuyucuya geçmeyen, anlam veremediğim cümleler bütünüydü çoğunlukla 😕Çizimler desen......